
Sosyal davranış kurallarının geçmişi insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü bir arada yaşayan insanlar, yaşamlarını ahenk içerisinde devam ettirebilmesi için bir takım kurallara uymak zorundadır. Bu kurallar geçmişten günümüze büyük farklılıklar gösterdiği gibi toplumdan topluma, bölgeden bölgeye de farklılık göstermektedir.
Görgü ve Nezaket Kurallarına Türk toplumunda Sosyal davranış kuralı da denilmektedir. Toplum içerisinde yaşamak zorunda olan ve yaşayan insanoğlu, bu birlikte yaşamanın getirdiği kural ve kaidelere de uymak zorundadır. Dünyada ne kadar insan varsa, o kadar da karakter ve davranış biçimi ile o insanların yazılı olmayan kuralları vardır. Bu kurallar insanların toplum içerisinde kolay bir şekilde yaşamalarını sağlamaktadır.
Sosyal davranış kurallarının temelini oluşturan terbiye, nezaket ve zarafetin içermiş olduğu öğeler, protokol uygulamalarına yön vermekte ve anlam kazandırmaktadır. İnsan, ailesi ve toplum içerisinde eğitilerek toplumun koymuş olduğu kurallara uymada alışkanlık kazanmaktadır. Başka bir ifadeyle terbiyeli olur. Nezaket ise bu gelişmenin ötesinde geleneklere uygun, saygılı, hoşgörülü ve dürüst bir davranışın ifadesidir.
Tanımı ve Unsurları
Görgü, kelime olarak; “Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye, bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim” anlamlarına gelmektedir. Başka bir ifadeyle; “Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kurallarına görgü denir. Toplumda bireyler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinden doğan örf adet, gelenek-görenekler gibi görgü kuralları yazılı olmayan normlardandır.
Görgü, bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiği konusunda insana yol göstermektedir. Topluluk içerisindeki konuşmalar, toplu taşıma araçlarındaki davranışlar, dini bayramlardaki ritüeller, yaşlılara ve kadınlara karşı davranış biçimleri, komşularla olan ilişkileri görgü ve nezaket kuralları belirler.
Türkçe sözlükte görgü; “1.Bir kimsenin bilgi ve anlayışının artmasına, görüş ve şahsiyetinin gelişmesine yardım eden her türlü olay ve tecrübeden kazandığı davranış inceliği.2.Çok şey görmüş olmaktan gelen bilgi ve ustalık, tecrübe” şeklinde ifade edilmektedir. Görgü kuralları ise; “Bir toplulukta uyulması gereken ve insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen nezaket ve saygı kuralları, adabımuaşeret” şeklinde ifade edilmektedir.
Nezaket; Farsçadan “nazuk”,“nazik ”ten Türkçe ’ye girmiş bir sözcük olup, terbiye, incelik, kibarlık, zarafet, incelik, naziklik ve bir iş veya durumda dikkatli davranmayı gerektirecek halde olma anlamlarında kullanılmaktadır. Nezaket; “Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik, zarafet” anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle “nazik olmak” demektir. Nezaketsizlik ise, “kişinin ince ve nazik olmaması, kaba saba biri olması”, “ince ve nazik olmama durumu, kabalık” anlamlarına gelmektedir.
Zarafet ise kişinin çevresinde yarattığı etkiye denmektedir. Zarafet; zorunluluk olmadan, karşılık beklemeden, geleneklere uygun, güvenli, ölçülü, hoşgörülü, yakışık alan, sadelik içinde rahat ve akıcı söz ve hareketlerle kişinin çevresinde yarattığı etkiye denir.
Nezaket kuralları, insanların birbirine karşı nazik ve kibar olmasını, hoşgörülü ve incelik göstermesini, kısaca makul ölçülerde davranmasını sağlar.
Nezaket, insanların birbirlerine karşı zarif, ince ve ölçülü davranması, birbirini incitmemek için gereken özeni göstermesidir. Başka bir ifade ile toplum içerisinde bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinde uymaları gereken ölçülü davranış kurallarıdır. Görgü ise toplum ve kurum içerisinde uyulması gereken ve o toplum ve kuruma ait olan kurallar bütünüdür. Görgü, hayatı medeni ölçüler içerisinde yönlendirme sanatı olarak da tanımlanabilir. Nazik ve görgü kavramları birbirini tamamlayan ifadelerdir. Nazik olmadan görgülü olunamayacağı gibi, görgü kurallarını hiçe sayan birinin de nazik olması beklenemez.
Nezaketi bir anlayış şekli, bir tutum olarak da tanımlamak mümkündür. Nezaket, zihinlerde ve kalplerde yaşayan bir olgudur. Aynı zamanda iyi yüreklilik, dürüstlük, hakseverlik, hatır sayma, kadirşinaslık ve minnettarlık gibi kişisel niteliklerin topluma karşı gösterilme şeklidir.
Görgü, aynı zamanda bir toplum veya kuruma ait uyulması gereken kaideler bütünüdür. Nezaket ise, toplum içerisinde yaşayan bireylerin birbirleriyle olan günlük ilişkilerinde uymaları gereken ölçülü davranış kurallarıdır.
Görgü, toplum tarafından zaman içerisinde geliştirilen saygı ve incelik kurallarından oluşan ve uyulması gereken ayrıntılı formalitelerdir. Bu kurallar toplumsal kesimleri ve grupları birbirinden ayırdığı gibi, aynı zamanda hayatı kolaylaştırma, ilişkileri düzenleme işlevine de sahiptir.
Görgü ve nezaket kuralları toplumun örf, adet, eğitim, kültür, inanç ve ekonomik yapı gibi faktörlere bağlı olarak farklılıklar arz etmektedir. Görgü ve nezaket kuralları bir yaşam sanatıdır. Bilinçli insan; hayatı boyunca bilgi, görgü ve deneyimlerini arttırmak için yaşamaktadır. Görgü sadece nezaket anlayışı ile sınırlı olmayıp, kişinin iç dünyasında şekillenen bir yaşam felsefesidir. Görgü, kaliteli yaşamayı bilme sanatının özü, uygarlığın birikiminden yararlanarak insani gelişimdir.
Görgü kavramı için;“ hayatını iyi yönlendirme sanatı”, “nezaket kurallarını bilme ve onları doğru uygulama” gibi tanımlar da yapılmaktadır. Nezaket ve görgü kurallarını birbirinden ayırmak mümkün değildir. Toplum içerisinde yaşayan bireyler bu kurallara uymayı bir hayat tarzı olarak benimseyerek yaşam kalitesini artırılabilir.
İnsanların iletişimlerini bir uyum içerisinde devam ettirmesi, toplumsal yaşam bakımından önemlidir. Bu uyum ancak örf, adet, gelenek ve görenek de denilen sosyal norm ve davranış kuralları ile sağlanabilir. Toplumlardaki insan ilişkileri, sosyal etkinlikler, karşılıklı sevgi ve saygı, görgü ve nezaket kuralları temelinde düzenlenir. Toplum içerisinde saygın, uygun, olumlu ve uyumlu bireyler olarak yaşamak için, sosyal davranış kurallarını oluşturan görgü ve nezaket kurallarının toplumun tüm bireyleri tarafından iyi bilinmesi ve bu kurallara içtenlikle uyulması gerekmektedir. Çünkü yapmacık olarak yapılan hal ve hareketler karşıdaki insanlar tarafından hemen fark edilir ve bu tür insanlara toplumda itibar edilmez. Görgü ve nezaket kuralları ilke olarak herkesin sosyal yaşamda herkesin kişiliğine ve yaşama hakkına saygı göstermeyi gerektirir. Bu nedenledir ki bu kurallar yaşamı zorlaştırmak yerine bilakis kolaylaştırır.
Görgü ve nezaket kuralları, sosyal yaşamda herkesin birbirinin kişiliğine saygı göstermeyi gerektirir. Görgü ve nezaket kuralları insan yaşamını zorlaştırmaz, aksine kolaylaştırır. Çünkü görgü ve nezaket kuralları, insanların belli bir olay veya ortamda nasıl davranmaları gerektiği hususunda yol göstermektedir.
Bir toplumun oluşmasında ve gelişmesinde, o toplumu meydana getiren insanlar arasında uygulanan görgü kurallarının önemli bir yeri vardır. Genel görgü kurallarına uyma zorunluluğu yoktur ve uyulmaması durumunda hukuken suç sayılmaz. Ancak, toplum genel görgü kurallarına uymayanlara cahil, bencil, kaba, saygısız vb. sıfatlarla tanımlar ve kınar. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri de; terbiyeli, saygılı, nazik şeklinde niteler. Görgü kuralları bir nevi toplumdaki uygarlık düzeyinin göstergesidir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur. Görgü kurallarını öğrenmenin bir okulu yoktur. Bu kuralları, bir toplumun ayrı ayrı bölgelerinde farklı olduğu gibi değişik uluslarda da farklılıklar gösterir. İnsanlar, toplum içinde bir arada yaşamak zorunda olduğuna göre, toplumun koymuş olduğu bu kurallara uyma zorunluluğu vardır.
Batı toplumlarında uygulanan sosyal davranış kurallarının temelinde bireycilik, bireylerin kişiliğine ve haklarına saygı; Türkiye’de ise, topluma ve toplumsal kurallar olan örf ve adetlere saygı ve bağlılık ön plana çıkmaktadır.
Sosyal yaşamda saygı ve nezaket kurallarına uymak, sevilmenin ve sayılmanın, uygar ve saygın bir insan olmanın şartlarından birisidir. Bu nedenle ister bir görev nedeniyle olsun, isterse turist olarak yurt içerisine ve yurt dışına yapılan seyahat ve gidilen görevlerde o yerin örf ve adetlerini bilmek insana çok şey kazandırır. Çünkü bir yörede iltifat anlamına gelen bir söz, hareket ve davranış başka bir yerde hakaret anlamına gelebilmektedir.
Toplumlarda en fazla ilgi ve saygı gören kişiler, başkalarına karşı saygılı olan ve nazik davranan kişiler olduğu görülmektedir. İnsanların size saygı göstermesini, nazik davranmasını istiyorsanız, öncelikle sizin diğer insanlara karşı saygılı ve nazik davranmanız, hoşgörülü olmanız gerektiği unutulmamalıdır. Nathalie Pacout’ un dediği gibi; “ Sosyal davranış kurallarının temeli sevgi, saygı, anlayış, hoşgörü, iyilik, güzellik, sevimlilik ve inceliktir”
Nezaket ve görgü kurallarını hoşgörü, tevazu ve dikkat gibi unsurlar desteklemektedir. Hoşgörü; nezakete zemin hazırlayan ruhsal bir unsurdur. Her şeyi anlayışla karşılama, olaylar karşısında soğukkanlılığı muhafaza ederek müsamaha gösterme, başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmesini ve düşüncelerine göre yaşamasını hoş görme anlamına gelmektedir. Hoşgörü, kendisi gibi düşünmeyen, ciddi davranmayan herkesi saygıyla karşılamak anlamına da gelmektedir. Başka insanlara, onların duygu ve düşüncesine saygı göstermeyen, hoşgörülü davranmayan insanların nazik olması da beklenemez.
Sosyal ve kültürel olarak kendisinden daha alt düzeyde olan kişilere saygı ve anlayış göstermek olan tevazu, nezaketi oluşturan unsurlardan birisidir. Alçak gönüllülük anlamına gelir. Tevazu ve sadelik aynı zamanda, nezaketin dış yönü üzerinde etkilidir. Ölçüsüzlük, gösteriş, şatafat nezaketin karşıtıdır. Nazik ve görgülü insanların oluşturduğu etki, gösterişe gerek kalmaksızın bu kişileri çekici kılar, diğer insanların dikkatlerini çeker.

Yorum bırakın