-
Continue reading →: Ontolojik Yorgunluk
Yorulduk.Ama sandığımız gibi yükten, koşturmadan ya da zamansızlıktan değil; İnsanı taşımaktan. Omuzlarımızda taşıdığımız şeyler ağırlaştığı için değil, içimizde biriken anlam fazlalığı yüzünden yorulduk. Sürekli bir şeyleri gerekçelendirmek zorunda kalmaktan, varlığımızı savunur hale getirilmekten yorulduk. Neden böyleyiz, neden geç kaldık, neden suskunuz, neden eksildik, neden artık eskisi gibi değiliz… Bizi asıl…
-
Continue reading →: Sınanmadığın Yerden Konuşmak
En kolay şeylerden birisidir belki de; başkasıyla ilgili uzaktan hüküm vermek.Bunu çok yapanlardan biri de benimdir. Aynı duvara toslamadan, aynı baskıyı yaşamadan, aynı kaybın içinden geçmeden başkasının tercihini tartmak, insana farklı bir konfor sağlıyor. Çünkü risk yok. Çünkü bedel yok. Çünkü henüz canın yanmamış. Hayat bizi köşeye sıkıştırmadığı sürece, başkasının…
-
Continue reading →: Eğilmeyen İrade
Hayır diyebiliyorsan…Kendini kırma pahasına başkasını memnun etmeyi bırakabildiysen… Kendi hatalarınla yüzleşebiliyor, aynaya baktığında bahaneye sığınmıyorsan… Gerektiğinde vazgeçmeyi bir zayıflık değil, bir olgunluk olarak görüyorsan… Eleştiriden kaçmıyor, ondan kendine pay çıkarabiliyorsan… Kelimelerini eğip bükmeden, dolandırmadan, net ve dürüstçe ifade edebiliyorsan… Şartlar seni zorladığında bile yoluna devam ediyor, doğru bildiğinden geri adım…
-
Continue reading →: Gerisi Sessizlik…
Vazgeçtiğin an bitiyor savaşın. O noktadan sonra ne zaferin anlamı kalıyor ne de yenilginin.
-
Continue reading →: Asıl Mesele…
İnsan bir noktada şunu fark ediyor.Hayatta belirleyici olan ne statün, ne çevren ne de başkalarının sana yüklediği anlamlar…Asıl mesele senin ruh sağlığın. Bunu idrak ettiğinde, bedenini nasıl özenle besliyorsan ruhunu da rastgele insanlara, gelişi güzel duygulara teslim etmemeyi öğreniyorsun.Çünkü ruh, ancak doğru insanlar, berrak hisler ve sana iyi gelen düşüncelerle…
-
Continue reading →: Güçlü Kalırken Yorulmak
Ağlamak ve gülmek, insan ruhunun iki kadim dostu gibidir. Biri olmadan diğeri eksik kalır. Hatta çoğu zaman ağlamayı zayıflıkla, çaresizlikle, yenilgiyle karıştırırız. Belki de bu yüzden ağlayan birini gördüğümüzde ne diyeceğimizi bilemeyiz. Oysa bana kalırsa ağlamak, sanılanın aksine insanın hayata hâlâ temas edebildiğinin işaretidir. Garip gelebilir ama ben ne zaman…
-
Continue reading →: Sessiz Taşınan Yaralar
İnsan saramadığı yarayı saklar; bazen bir gülüşün içine, bazen derin bir sessizliğe.Bu saklayış çoğu zaman öyle güçten falan değil, etrafına uyum sağlama çabasından doğar. Hayat dediğin bu sonu belli olmayan maratonun özellikle yetişkinlik denilen illet dönemi; duygularından çok senin koşuya devam edebilmeni ödüllendirir. Yani sosyal ortamlarda senin duygularının hiç mi…
-
Continue reading →: Bir Duygunun Serenatı
Sevme beni ne olur beterinde beteriyimGelirim derim gelmemGelmem derimDünyamı sererimBen bile korkuyorken kendimdenEğer sen korkmazsan bendenİşte o zaman hayatının en çıkmaz lekesiyim… Dokunma bana kirlenmesin ellerin Lanetlenmişlerin en lanetiyim Dünüme aldanmaGeçmişim yok benimYarınım belirsizKendimi kaybettimBenliğim benden habersizIssız ve karanlık caddelerdeyimDengesiz ve gelgitliyim Gülüşüme aldanma 2 saniyeliktirErtesi acıErtesi kederErtesi hüzünErtesi gözyaşıdırErtesi…
-
Continue reading →: Soğuk Zaman…
Buz gibi ellerimle soğuk suya dokunduğumda anladım ben, bana iyi gelen şeylerin aslında iyi olmayıp sadece zamanlamasının uygun olduğunu. Su aslında soğuk, hissettiğim şey ise sıcaktı. Çünkü benim sıcağa ihtiyacım vardı. Bazen biri için İYİ geldi deriz ya!Aslında bu iyilik, karşındakinin gerçekten iyi olmasından çok bizim ne kadar üşüdüğümüzle alakalı…

