-
Continue reading →: Mutluluğun Serabı
Bir şeyi çok istediğim zamanlar oldu. Öyle böyle istemek değil… O şey olursa her şey düzelecek sandığım zamanlar. Bazen bir makamdı bu.Bazen bir insan.Bazen bir şehir.Bazen de henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal. Hayatın eksik parçası oradaymış gibi bakıyordum ona. Fakat garip olan şu ki, dönüp baktığımda en mutlu olduğum anların çoğu…
-
Continue reading →: İnsanın İçinde Yorulduğu Yer
İnsan bir süre sonra şunu fark ediyor: Hayatın en yorucu tarafı yaşananlar değil, yaşananlara yüklediğin anlamlar. Olayların kendisi geçip gidiyor çoğu zaman. Ama insanın kafasının içinde kurduğu o ikinci hayat… işte asıl yorgunluk orada başlıyor. Kafanın içinde görünmez bir masa var çünkü. Üzerinde yıllardır biriken dosyalar duruyor. Kimi yarım kalmış…
-
Continue reading →: Belki’nin Ömrü
Hayat, kısa bir cümle gibi başlıyor; sonra fark edilmeden ilerleyip alışkanlıkla uzuyor. Sonuna yaklaştığında ise ani bir nokta düşüyor. İnsan oğlu işte, çoğu zaman o noktayı düşünmeden konuşuyor; sanki cümle uzadıkça uzayacak, sanki söylenecekler hiç bitmeyecek. Belki diyerek büyüyor insan.Belki yarın, belki uygun zaman, belki daha iyi şartlar…Bir ihtimalin gölgesinde,…
-
Continue reading →: Adı Konmamış Kayıp
Bazen insanın başına gelen şey bir hadise gibi durmuyor. Bir kırılma da değil tam.Daha çok… adı konmamış bir kayıp gibi. Ne zaman başladı, kim başlattı, nerede eksildi…Hiçbiri net değil; ama sonuç ortada. Bir şey yerinden oynamış bir kere. Fakat tuhaf olan şu:Sen bunu anlatmaya çalıştıkça, kimse tam olarak anlamıyor. Çünkü…
-
Continue reading →: Dağınık Zihinler
Bir şey eksildi içimizden.Adını koymak zor. Gürültü arttı, görüntü çoğaldı, hız yükseldi… ama insanın içi eskisi kadar dolu gelmiyor artık. Bir metni sonuna kadar okuyamayan, bir sohbetin içinde kaybolan, kendi düşüncesini tamamlayamadan başka bir düşünceye sıçrayan bir durum var. Dikkat dediğimiz şey, parçalanarak yaşıyor.Bir yerde uzun süre kalamayan bir zihin,…
-
Continue reading →: İnsanın Kendine Kaldığı Yer
Bazı yüzler vardır…Derin derin baktırır kendine.Sonra da insana kendi özünü hatırlatır. Ne olduğunu tam tarif edemezsin ama bakınca bir şey eksilir içinde. Sanki bir zamanlar sende de olan ama ne zaman kaybettiğini hatırlamadığın bir hal. İnsan yıllara sair çoğalmıyor aslında.Azalarak devam ediyor yoluna. Daha az şaşırıyor mesela, daha az inanıyor,…
-
Continue reading →: Çocuklarda Aidiyet Açlığı: “Erken Büyüyen Çocuklar”
Bir şey artık eskisi gibi değil. Sokaklar aynı, okullar aynı, sınıflar aynı gibi duruyor ama çocukların iç dünyasında başka bir şey akıyor artık. Eskiden çocuk dediğimiz şey biraz daha yavaş büyürdü. Hata yapardı, utanırdı, geri çekilirdi. Şimdi ise bazı çocuklar daha çocuk olmayı bitirmeden öfke problemi ile uğraşıyor. Bir bakıyorsun,…
-
Continue reading →: Varoluşun İzleri
Aynı binanın iki katı.Yukarıda demir parmaklıkların ardında duran bir balkon…Bir plastik sandalye, birkaç boş şişe, biraz unutulmuşluk.İnsan oraya bakınca bir şeyler “var” diyor amapek bir şey hissetmiyor. Alt kata gözün kayınca ise başka bir şey oluyor.Çiçekler taşmış dışarıya.Renkler birbirine karışmış.Bir sandalye var, belli ki biri oturmuş, zaman geçirmiş, hayatla biraz…
-
Continue reading →: Söz Değil Sükut
Kalabalıklar içinde susmayı öğrendiysen, gönlün hakikate yönelmiştir senin artık. Zira her ses söz değil, her yakınlık da dostluk değil. O yüzden bazen kaçar kendinden insan, uzaklaşır; öyle kırgınlığından falan değil, yine kendi özüne yaklaşmak için… Çünkü hakikat gürültüde tezahür etmez, sükutun derinliğinde tecelli eder… vesselam. @ihdemiralay Söz Değil, Sükut
-
Continue reading →: İnsan Olmak
İnsan olmak; bazen kalabalığa karışmayı umursamayıp, kalabalığa rağmen ayakta kalabilmeyi seçmektir. Şu ağdalı yalanların sıcaklığını bırakıp, hakikatin soğuk ama onurlu yalnızlığına razı olmaktır. Herkesin güle oynaya yürüdüğü yolu es geçip; taşlı, dikenli ama vicdanı temiz bırakan patikayı seçme cesaretidir insan olmak. İsmail
