Hayat dediğimiz olgu, birbirinden farklı hikayelerin, duyguların ve anıların kesişim noktası değil midir aslında. Tam da bu noktada erkeklerin kadınları dinleme konusunda bazen zorlanması hatta doğrusunu söylemek gerekirse, “sürekli zorlanması” iletişimde bazı eksiklikler olduğunu gösteriyor bizlere.
Erkek grubuna atfen sürekli yapılan bir eleştiri var ve biz bunu sıklıkla da duyarız: “Erkekler dinlemiyor, sadece cevap veriyor.” Peki, gerçekten dinliyor muyuz yoksa sadece olaylara gözlerimizi mi dikiyoruz?
Halbuki kadınlar, iletişim kurarken anlaşılmak ve dinlenmek istiyor. İşte bu noktada, bir kadını gerçekten anlamak için sadece kelimelere değil, duyguların ötesine geçmek gerekiyor.
Bir kadınla konuşurken hiç fark ettiniz mi bilmiyorum ama onlar duygularını paylaşmayı, bir nehrin denize döküldüğü gibi akıtmak isterler. Ancak, biz erkekler genellikle sadece olaylara odaklanarak, duygusal derinliği göz ardı edebiliyoruz. Bu durum, kadınların genelde kendilerince gerçekten anlaşılmadığını hissetmelerine neden olabiliyor ve gerisi malum…
Belki de bir kadının anlatmak istediği, kelimelerin ötesinde gizlidir. Göz temasıyla, jestlerle, duygusal tonlamalarla iletilen bu mesajların karşı tarafta duygusal karşılığını görmek istiyor. Belki de bir hikâye sadece sözcüklerin arasında değil, sessizliğin derinliklerinde gizlidir, kim bilir?
Öyleyse, kadınları anlamanın yolu sadece duyduğumuz kelimelerden çok hissettikleri duygulara da odaklanmaktan geçiyor. Yani onları dinlerken sadece beynimizi değil, kalbimizi de açmalıyız. Empati, kadınların iç dünyasına açılan bir penceredir desem sanırım yanlış bir şey söylemiş olmam ve bu pencere aslında onlara bir adım daha yaklaştığınızı hissettiren asıl refleks.
Kadınların gerçek bir dinleyici bulmak ve anlaşılmak için çırpındığını biliyorum ve gerçek bir dinleyici bulduklarında duygusal yüklerini hafifleterek bir kuş gibi rahatladıklarını da. Unutmayalım ki, bir kadını dinlemek, onunla birlikte bir safari yolculuğuna çıkmak ya da bir mağarada kaybolmak ya da gökyüzü semalarında uçmak demektir ve bu yolculuk, sadece kelimelerden ziyade, duyguların da konuştuğu bir serüvenin ta kendisidir.
“Bu küçük makalem, kadınların güçlü bir şekilde ifade edilmeleri ve dinlenmeleri gerekliliğini vurgulamaktadır. Ancak, ne yazık ki, birçok kadın hala kendilerini ifade edememekte ve duyulamamaktadır. Bu makalenin amacı, tüm dinlenmeyen kadınlara seslenmek, onların hikayelerine ve düşüncelerine yer vermektir.
Umuyorum ki, gelecekte her kadının güçlü bir şekilde ifade edilebileceği, dinlenebileceği bir dünya inşa edebiliriz.”

.jpeg)

Yorum bırakın