Kurumsal kimliğimizin temelini oluşturduğumuz yerde, kendi özverimizin ve emeğimizin başkalarına hoyratça sunulduğunu görmek, aidiyet duygusunu derinden sarsan bir çırpınışa dönüşüyor. O an, sadece bireyin değil, aynı zamanda o kurumun da geleceğinin belirlendiği bir dönemeç oluyor.
Gözlerimizin önünde değerli saydığımız katkılar, öğeler, bir başkasının zaferini süslerken, aidiyetimiz sarsılıyor. İşte o an, kurumsal kültürün çehresinin değiştiği, eskisinin artık geride kaldığı bir andır o an. Bu, sadece bireyin değil, aynı zamanda o kurumun da dönüşüme ihtiyaç duyduğu bir uyarı işaretidir. “ANLAYANA “

Yorum bırakın

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect