Günümüzde birçok insan hayatın zorlukları ve belirsizlikleri karşısında anın tadını çıkarmak ile gelecek kaygısı arasında gidip gelir. Bu paradoksal durum, hem manevi huzurun hem de ileriye dönük başarıların dengesini kurmak adına önemli bir zorluk sunar.
Anın Tadını Çıkarmak: Manevi Zenginlik
Anı yaşamak, hayatın gerçek zenginliğini kavramak anlamına gelir bunu az çok biliyoruz. Anda olmak, duyularımızın keyfini çıkarmak, çevremizdeki güzellikleri fark etmek ve küçük anlara odaklanmak, hakiki huzurun kaynağıdır. Ancak bu durum, geleceği tamamen göz ardı etmek anlamına gelmez. Aksi halde hem stratejik hem de duygusal bir hata içinde olacağımız su götürmez bir gerçektir.
Gelecek Kaygısı: Hedefler ve Belirsizlik
İleriye dönük kaygı duymak; hedeflere ulaşma arzusu ve belirsizlikle başa çıkma çabasıyla ilgilidir. Aslında bir çeşit stres yönetimi. Ancak bu kaygı, çoğu zaman anın tadını çıkarmamıza engel olur. Gelecek endişeleriyle boğulmak, yaşanan anın değerini de görmemize engel olur. O yüzden her olguyu (hayatı, acıyı, tatlıyı, mutluluğu,üzüntüyü) kararında ve dengede yaşamak gerekir.
Denge Kurmak: Anı Yaşarken Geleceği Planlamak
Hayatta dengeyi bulmak, anı yaşamakla ileriye dönük plan yapmak arasındaki incelikli bir sanattır. Anın tadını çıkarmak, yaşamın sunduğu güzellikleri kucaklamak önemlidir. Ancak aynı zamanda, geleceğe dair hedefler belirlemek ve planlar yapmak, hem kişisel gelişim, hem başarı, hem de huzur için önemlidir. Aksi halde zihinde sürekli devam eden bir elektrik kaçağı olur ki sanırım en büyük huzursuzluk bu olsa gerek. Bu durum malesef anı yaşamanızı engelleyen en büyük problemin ta kendisidir.
Sonuç: Hayatın Dengesi
Anı yaşamakla ileriye dönük kaygı duyma arasındaki paradoksal dengeyi bulmak, her bireyin kişisel bir serüvenidir. Anın tadını çıkarırken, gelecek için plan yapmak ve hedef koymak, ruhsal bir denge ve manevi tatmin sağlar. Dalgalı bir denizde rotasını çizmiş gemi gibi. Nereye gideceği konusunda emin, tereddütü olmayan ve kararlı. Hayatın gerçek zenginliği, bu iki unsurun uyum içinde yaşandığı bir denge noktasında bulunabilir. Yoksa sürekli anı yaşa, anı yaşa mottosuyla bir yere varılmaz. Zira su alan bir geminin batacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek.


Yorum bırakın