Kayıt Dışı Kötülük

Gözlerin görebildiği yerde melek kanatlarıyla süzülen, görünmeyen yerlerde ise iblise dönüşen insan kötülüğü vardır. Bu insanlar, kötü damgası yememek için toplumsal maskeler takarlar. Kanunların ve toplumsal ahlak anlayışının gazabından kaçarak göz önünde erdemli görünürler. Ancak, kayda geçmeyen anlarda sergiledikleri yüzleri ise ispata muhtaçtır, sadece nefretle hissedilir. Kayıt dışı kötülük, ispat edilemez ama asla unutulmaz.

Kayıt dışı kötülük, insanın içindeki en derin çelişkileri ve karanlık arzuları yansıtır. Gözlerden uzakta, görünmeyen bir dünyada hüküm sürer. Bu dünyanın kanunları yoktur, vicdanların sesleri boğulmuştur. Kayıt dışı kötüler, vicdanlarını susturarak ve maskelerini takarak toplum içinde var olmayı sürdürürler. Onları tespit etmek zor, yargılamak imkansızdır. Bu yüzden, kayıt dışı kötülük, sadece sessiz bir nefretle, derin bir tiksintiyle karşılanır.

Kayıt dışı kötülüğün en büyük gücü, bu görünmezliğinden gelir. Ancak unutmamak gerekir ki, her maske bir gün düşer, her karanlık bir gün aydınlığa çıkar. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi kötü bir huyu vardır. O gün geldiğinde, kayıt dışı kötülüğün sahipleri de kendi yarattıkları karanlıkta kaybolup gideceklerdir.       

Yorum bırakın

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect