Son günlerin hüznü ve ağırlığı, yeni başlangıçların heyecanı ve umutlarına dönüşüyor. Yani, sonların getirdiği hüzün ve karamsarlığın yerini, yeni başlangıçların getirdiği umut ve sevinç alıyor. Ne garip, ironik bir biçimde sonlar aslında yeni bir hayatın ilk adımları haline dönüşüyor. Tıpkı hayat ve ölüm arasındaki çizgi gibi.
Bu döngüsel süreç, aslında yaşamın değişken ve sürekli yenilenen doğasını gözler önüne serse de, zihnin bazı cıkmazlarda yine de kadere 45 diyemiyor. Hep bir endişe hep bir kaygı. Olamayız biz gamsız. Kimyamızda yok.


Yorum bırakın