Yolun Kendisine Güvenmek

Charles Baudelaire’in bir sözünü okudum geçenlerde, “Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir bana.” Bu söz, insanın kaderiyle olan kavgasını, tatmin olamama hâlini ne güzel özetlemis dedim öyle metroda giderken.

Eğer ki her halükârda pişmanlık duyacak isek, neden daha büyük hayallerin, daha yüksek ideallerin peşinden gitmeyelim diye sordum kendi kendime. Seçimlerimizde ki cesurluk seviyemiz, yaşamı daha anlamlı kılan bir duruş değil mi?

Sorun yenilmek ise bence yenilmek de bir seçimdir; Sezai Karakoç’un “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” sözünü hatırlayarak, her yenilginin aslında bir zafer tohumu ektiğini unutmamak gerek diye düşünüyorum. Hem insanı olgunlaştıran, hatalar ve pişmanlıklardan ziyade onlardan öğrendiklerimiz değil midir aslında? Pişmanlık dediğimiz şey ise, yaşanmamışlıklarda değil, cesaret edilmeyenlerde saklıdır. En değerli olan ise, insanın kendi yolunu cesurca seçmesidir. Yolun sonunda ne olacağını bilmeden, sadece yolun kendisine güvenerek yürümektir asıl zafer.

Yorum bırakın

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect