Bazen, olmuş olanı sanki hiç olmamış gibi görmeye çalışırız. Olan olmuştur, yaşanmıştır ya da yaşanmaktadır; ancak kabul etmek istemeyiz. Zihnimiz bir direnç duvarı örer. Çünkü yüzleşmek, kabullenmek zor gelir insana. Oysa ki direncin ardında farkında olmadan bizi bekleyen bir teslimiyet ve manevi huzur vardır.
Belki de asıl mesele, kendimizi ilahi iradenin akışına bırakmakta saklıdır. Hani, “Allah’a tevekkül et!” deriz ya; işte bu tevekkül, sadece sözcüklerde kalmamalı. Zihnimizin dirençle ördüğü duvarları yıkmak, kalbimizi ve ruhumuzu o ilahi akışa açmak demektir. Bazen olanı kabul etmek, içimizdeki boşlukları O’nun merhametiyle doldurmak anlamına gelir.
Öyleyse soralım kendimize: Yaşadığımız her şeyi, kaderimizin bir parçası olarak kabul etmeye hazır mıyız? Olanı olmamış gibi yapmaya çalışmak yerine, O’nun hikmetine güvenip ilerlemek, zihnimize direncin ötesinde bir sükûnet getirmez mi?


Yorum bırakın