• İçimde Kalanlar

    Biliyorum, senin için de zor… Söylemek isteyip de söyleyemediğin onca şeyi içinden çıkaramamak; Anlatacak çok şey varken, anlayabilecek birine anlatamamak; “Söyleyeceğim bir şey yok” derken, “Aslında demediğim ne çok şey var” diye içten içe boğulup yutkunmak; Anlatmak düşündüğün kadar kolay değil; Bazı anlar var ki, kelimeler yüreğe yetmiyor…

    Continue reading →: İçimde Kalanlar
  • Birçok kişinin, tecrübelerinin etkisinde kalarak  ‘çok inanmıştım’ dediği, fakat hüsranla sonuçlanmış bir hikayesi mutlaka vardır. Bu hikayeyi mümtaz kılan en önemli şey ise, hikâyenin tüm bedelini kendin ödemiş olmandır.Evet, “Namuslu bir hikayen varsa kimse seni satın alamaz.” Bu  hikayede karşılaşılan engeller, aldığımız riskler ve başa çıktığımız zorluklar bizi biz yapan…

    Continue reading →: Tecrübeyle Yoğrulmuş Hikayeler ve Kendi Değerimizin Farkına Varmak
  • Sessizlik… Çoğu zaman kelimelerin anlatamadığı, seslerin ulaşamadığı derinliklere götürür insanı. Bu sessizlik öylesine derindir ki, içinde sakladığı duygular, düşünceler ve vukuf adeta bir okyanusun dibinde saklı kalmış hazineler gibidir. İnsan bazen her şeyi bilir, anlar ama yine de susar. Suskunluğun içinde bir isyan vardır belki, belki de bir kabullenmişlik. Bir…

    Continue reading →: Bilip de Susuyor Gibiyim Derin Bir Sessizlik İçinde
  • Her Son Bir Başlangıçtır.

    Son günlerin hüznü ve ağırlığı, yeni başlangıçların heyecanı ve umutlarına dönüşüyor. Yani, sonların getirdiği hüzün ve karamsarlığın yerini, yeni başlangıçların getirdiği umut ve sevinç alıyor. Ne garip, ironik bir biçimde sonlar aslında yeni bir hayatın ilk adımları haline dönüşüyor. Tıpkı hayat ve ölüm arasındaki çizgi gibi. Bu döngüsel süreç, aslında…

    Continue reading →: Her Son Bir Başlangıçtır.
  • Kayıt Dışı Kötülük

    Gözlerin görebildiği yerde melek kanatlarıyla süzülen, görünmeyen yerlerde ise iblise dönüşen insan kötülüğü vardır. Bu insanlar, kötü damgası yememek için toplumsal maskeler takarlar. Kanunların ve toplumsal ahlak anlayışının gazabından kaçarak göz önünde erdemli görünürler. Ancak, kayda geçmeyen anlarda sergiledikleri yüzleri ise ispata muhtaçtır, sadece nefretle hissedilir. Kayıt dışı kötülük, ispat…

    Continue reading →: Kayıt Dışı Kötülük
  • Dertleşme…

    Allah’ım! Yeniden kapına geldim, senden başka sığınacak kimsem yok. Biliyorum ki sen, kimsesizlerin kimsesi, her şeye rağmen kullarına kapısını açan merhamet sahibisin. Ellerimi açtım, dualarımı sana sunuyorum; fakat kelimeler boğazımda düğümlendi. Sen, sessizliğimi de en iyi bilensin, kalbimden geçenleri de en iyi anlayansın. Allah’ım, her yaralanışımda sana sığınıp iyileştiğimde seni…

    Continue reading →: Dertleşme…
  • Önceliklerin Değiştiği Anlar

    Hayat, hepimizin planlar yaptığı, ideallerin peşinden koştuğu bir yolculuk. Ancak bazen, beklenmedik anlarda, bu yolculuğun rotası ansızın değişebilir. Geçirdiğim bel fıtığı ameliyatı ve ardından gelen zorlu süreç, bana hayatın ne kadar kırılgan ve değişken olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sağlık, belki de en büyük hazine. Her gün sağlıklı bir şekilde…

    Continue reading →: Önceliklerin Değiştiği Anlar
  • Örgütsel Etik ve Aidiyet Çelişkisi.

    İletişim kurup anlaşılabildiğin örgütlerde adeta yeşeriyorsun. Değer gördüğünü hissettiğinde ise aidiyet oluşuyor ve orayı sahipleniyorsun. Ancak aksi olduğunda, olmaktan korktuğun bir yer oluyor orası ve zamanla içindeki ışık sönüyor. Saatleri hatta dakikaları sayarak, esaret altında bir ömür harcıyorsun. Hâlbuki hayat kısa bir cümle gibi ölümse ani bir nokta. Her anı…

    Continue reading →: Örgütsel Etik ve Aidiyet Çelişkisi.
  • Fanus Hayatlar..

    Hayatı, evi, işi ve sosyal çevreyi hep bir fanus gibi görmüşümdür. Balık sudan çıkmadan suyun içinde olduğunu bilmezmiş ya hani, hayatın akışı da böyle bir şey aslında. İçinden çıkmadan neyin içinde olduğunu ve neler yaşadığını bilemiyorsun. Gerçek anlamda özgürleşmek, sanırım içinden çıkıp baktığımızda geçmişin anlamını kavradığımız zaman anlaşılıyor.

    Continue reading →: Fanus Hayatlar..
  • Hayatı Anlamlı Kılan ilke..

    Karakter yoksunu insanlara büyük anlamlar yükleyip hayal kırıklığı yaşamak, takıntılı tiplerin zayıf tarafı olsa gerek. Bazen hayatımızı zorlaştıran insanlara karşı sınırlar koyup “canın cehenneme” diyebilmeli insan. Kendimizi korumak ve değer verdiğimiz insanlarla zaman geçirmek, iç huzurumuzun olmazsa olmazı. Gerçek değeri göremeyenlerle vakit kaybetmek yerine, pozitif ilişkilere odaklanarak hayatımızı daha anlamlı…

    Continue reading →: Hayatı Anlamlı Kılan ilke..

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect