-
Continue reading →: Kurumsal Kültürdeki Aidiyet Krizi ve Yeniden Doğuş
Kurumsal kimliğimizin temelini oluşturduğumuz yerde, kendi özverimizin ve emeğimizin başkalarına hoyratça sunulduğunu görmek, aidiyet duygusunu derinden sarsan bir çırpınışa dönüşüyor. O an, sadece bireyin değil, aynı zamanda o kurumun da geleceğinin belirlendiği bir dönemeç oluyor.Gözlerimizin önünde değerli saydığımız katkılar, öğeler, bir başkasının zaferini süslerken, aidiyetimiz sarsılıyor. İşte o an, kurumsal…
-
Continue reading →: Önce Gerçekliği Kabul Et..
Digital sahada sahte amerikan smile gülüşle poz verip sürekli olumlama kasmaya çalışan ve “olumsuz düşünmeyelim, evrene pozitif enerji gönderelim ortada kötü birşey yok” diye dolaşan bu işi geçim kaynağı yapmış çakma polyanalara ifrit oluyorum.Yahu bu mutluluk bir varış noktasından ziyade bir süreçtir. Duygusal zenginlik, sadece pozitif hissetmeyi gerektirmez, aynı zamanda…
-
Continue reading →: Belki Diyerek Tükettik Ömrümüzü Hep Bekleyerek.
Belki dedik, umut dedik ama; her belki de bir bedel ödedik. Gecenin karanlığında umutları yitirdik, umutsuzluğa düşerek belki’lerin gölgesine sığındık. Gözyaşlarımız izini sildi belki’lerin, üstünü kapattı, ancak geciktik. Zamanın akışında kaybolan umutlar, belki’lerin ardında bıraktığı izlerle hatırlanır oldu. ihdemiralay.com
-
Continue reading →: Geçince Olmamışa Dönersin
Varış noktasına ulaşıldığında, zorlukların unutulması ve izlerinin silinmesi kaçınılmazdır. Ancak bu durum için de eskilerin dediği gibi; “Geçince Olmamışa Dönersin” denkleminin saklı riskleri bulunur. Bu yolculuğun geçmişin önemli öğretilerini kaybetmeden ve deneyimlerden ders alarak devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa kulağa küpe takmanın ne anlamı kalır!!
-
Continue reading →: Yeniden…
Yavaşça kulağıma eğilip “Şifalandın,” dedi.“Nasıl?” dedim.“Kırıkların çoktu, budadık ve tıpkı bir ağaç gibi yeniden filizlendin,” dedi.
-
Continue reading →: Şükürsüzlük içinde “Mış Gibi” Yaşamak
Günümüzde şükür duygusunun gölgede kaldığı, şikayetin adeta salgın gibi yayıldığı tuhaf bir atmosferde yaşıyoruz. Belki de insanların mal, mülk ve kimlik arayışları ya da birçoğunun “mış gibi” yaşamaları iç huzuru bulamamanın bir sonucudur. Sevdiğim bir söz var: “Verimsizliği, verimsizlik içinde yaşarken fark edemeyiz.” diye. Her anın kıymetini bilmek, yaşadığımız güzellikleri…
-
Continue reading →: “Kırık Umutlar”
Güveniyorsun her defasında, bir kez daha. Hayal kırıklığı içinde bir iz bırakır yara. Gözlerinde umut, kalpte bir bekleyiş, ama!, Her seferinde yine hüsran, içimde daha büyük bir yara. Umutlarım çözülmüş sararmış sayfalar gibi,Her düş kırıklığında biraz daha solgun biraz daha deli. Güvenme desem de kendime bu sefer der belki,Yine de…
-
Continue reading →: Sahip Olma Esaretinden Kurtulabilmek
Sahip olma duygusu, insanların yaşamlarını şekillendiren, bazen de mahveden bir illüzyondur. Bu duygu, birçok insanın mutluluğunu gölgede bırakarak onları manevi bir huzursuzluğa sürükler. Bir adamın, bir çocuğun, bir kadının ya da bir evin sahibi olma çabası, aslında geçici ve anlamsız bir hedefin peşinden koşmaktan ibaret beyhude bir çabadır. İnsan dediğin…
-
Continue reading →: Kadınsal Değerler ve Toplumsal Algı
Ankara’da pavyon dansı kursları popüler hale gelmiş. Böyle bir haber gördüm ve okudum. Yazık!Kadınların sadece eğlence sektöründe kullanılabilecekleri bir rolde görülmelerini teşvik etmekten başka hiçbir işe yaramaz. Bu kurslar, kadınları bir obje veya eğlence aracı olarak tanımlamaya yönelik bir algı oluşturmaktan başka bir işe de yaramaz. Kadınların değeri, sadece fiziksel…
-
Continue reading →: Sosyal Labirent..
İlişkilerindeki sıradan bir davranış örüntüsü bazen kendi iç dünyanda öyle güzel bir abartıya dönüşüyor ki, bütün muhakemeler karışıyor ve ordan çıkmak istemiyorsun. Aslında çıkamıyorsun çünkü duygularının izin verip aklının yol vermediği bir arafta kaybolmuş oluyorsun ya da bir köşede sıkışmış. Belki de o boşluğun içinde doğruları bulman gereken bir yolculuk…
