Gel gidelim…
Nereye istersen, hangi yola düşerse payımıza.
Her şeyi bırakıp; yükleri, öfkeleri, pişmanlıkları…
Sıkışıp kaldı bu ruh; zihnimde yankılanan küfürlerle geçen illet ömrüm,
Metastaz yapar gibi büyüyor içimde bir kireç, sinsi ve cızırtılı.
İnsan olmaktan usandım, hatta utandım bazen.
Kendimden öte her şeyi sayıp dökerken önüme,
Her taraf beyaz oda…
Pencereleri kapanmış, renkleri kaçmış duvarlar.
Gel gidelim kendim,
Nereye istersen, her şeyi bırakıp.
Kara bir seçim yaptıysam, sen de karasın biliyorum.
Bir afet mi düştü yine gönlün ortasına?
Allah versin akıl, çek git işine.
Bir fettan gözlünün ardına düşüp derbeder olmaya lüzum yok gönül.
Biliyorum;
Kaçmak kolay, kalmak zor…
Belki bu yazı bir firar değil,
Bir vedanın haberi de değil;
Koşarken düştüğüm yerler gibi,
Sadece içimde yıllardır susan bir sesin fısıltısı:
Gel gidelim kendim…

Yorum bırakın