İnsan bazen aynada kendine baktığında gördüğünü özüne benzetemez. Tanımakta güçlük çeker.
O an fark eder ki yıllar içinde başkalarının gözüyle iyi görünme çabası, kendi suretini silikleştirmiş ve başka biri yapmıştır.
Kimi zaman unvanlar, kimi zaman kurum kültürü, kimi zamansa toplumun sessiz baskısı…
Hepsi aynı sufleyi verir: Uyum sağla.
Ama uyumun fazlası, insanı içten içe törpüler. Köşelerini alır, renklerini soldurur, sonunda geriye pürüzsüz ama kişiliksiz bir siluet kalır.
İşin kötüsü de şu; o hali profesyonellik diye yutturup alkışlarız birde.
Oysa ben artık şunu görüyorum:
Bir insanın en büyük profesyonelliği kendi doğallığını koruyabilmesidir.
Ne kadar yüksek bir pozisyonda olursa olsun, insan olmayı unutmamakta.
Kendine, “Ben kimim?” sorusunu hala samimiyetle sorabilmekte.
İK dünyasında yıllardır gözlemlediğim bir gerçek var. O da şu:
İnsanlar kendilerinden bekleneni o kadar iyi oynamaya alışıyorlar ki; sonunda kendi rollerinin figüranı haline geliyorlar.
Birçoğu içten içe yorgun, çünkü gerçek olmayan bir performansı sürdürüyor.
Gülümsemesi ezber, cümlesi kural, tepkisi ölçülmüş.
İronik olan da, bu maskeli düzeni en çok ödüllendirenlerin yine bizler olması.
Halbuki her ekipte, her kurumda, her hayatta biraz düzen bozan, biraz farklı düşünen birine ihtiyaç var.
Çünkü yenilik, uyumun aksine çatışmadan, sorgulamadan ve cesaretten doğar.
Ama biz farklılığı herzaman risk sanıyoruz.
Farklı düşüneni kenara koyuyor, aynı düşünenleri terfi ettiriyoruz.
Sonra da neden yenilik çıkmıyor diye sorular soruyoruz birbirimize.
İnsan kaynakları adı üstünde, insanın kaynağını anlamakla başlar.
O kaynak da, bir insanın vicdanının sesindedir.
O sesi duymayı bıraktığımızda en parlak stratejiler bile ruhunu kaybeder.
Artık inanıyorum ki en iyi liderler kusursuz olmaya çalışanların aksine kendi kusurlarıyla barışık olanlardır.
Kendine benzemekten korkmayan, farklı olmaktan utanmayan, gerektiğinde bilmiyorum diyebilenlerdir.
İnsanı insan yapan mükemmel olması mıdır sizce? Hayır… Samimi olmasıdır.
Bence işin özeti şu:
Bir kurumun en değerli sermayesi, kendi olmaktan vazgeçmemiş insanlardır.
Onlar azdır ama bir kültürü dönüştürmeye yeterler.
Eğer bir gün biri size fazla duygusalsın, fazla sorguluyorsun, fazla insansın derse…
Bilinki doğru yoldasınız.
Çünkü fazlalığınız, sistemin eksikliğidir.


Yorum bırakın