-
Continue reading →: Kod adı: Hüzün
Göğsümde sensizlik var; dallarım kırık, rüzgarım hüzün.Göğsümde saklı bir çığlık var, adı sensizlik, sesi kısık…Dallarım kırık, gövdem yorgun; güneş doğsa da ısıtmaz içimi.Rüzgarım hüzün, yağmurum keder; her damla hasretin izini taşır.Belki bir gün döner mevsimler, sensizlikten doğar bahar.O da sonbahar…
-
Continue reading →: Yay ile Yolculukta Kanatlarını Kırma, Ufuklarına Katıl
Birisi Yay mı dedi😊Hemen geçiyorum o zaman.Evet, yay insanı; özgürlük tutkusu, araştırmacı ruhu ve daima yeni ufuklara açılma arzusu ile bilinir. Onlar için hayat bitmeyen bir yolculuktur. Bu yüzden bir yay ilişkiye başladığında onu bir yol arkadaşı, hatta aslına bakarsan müttefik gibi görür…Yayların erkeği de kadını da ilişkilerinde monotonluktan uzak…
-
Continue reading →: ZAHİRİN GÖLGESİNDE BİR HAKİKAT ARAYIŞI
Mevlâna, Mesnevi’sinde der ki:“Ses diliyle değil, hal diliyle konuş; çünkü hal, sesin anlattığından daha gürdür.”Halimiz kalbimizin dili belki de… Bir şey söylemeden anlaşılmak, dokunmadan hissedilmek, gözlerin içinden geçen bir anlamla bütün bir hikâyeyi aktarabilmek… İnsanın içinde sakladığı karmaşayı özgür bırakmak, zihni hesaplaşmaya zorlamak, sessizliğin içinde bile duyulabilmek.Aslında insanın en ağır…
-
Continue reading →: Yükün Adı: Zaman
İnsanın en ağır yükü çoğu zaman dışarıdan taşıdığından çok içinde biriktirdiğidir. Kalbin hazır olduğu, fakat şartların henüz el vermediği o anlar vardır ya hani… İşte o anlarda insan, içine çöken görünmez bir ağırlığın altında kalır. Hayatın en keskin paradoksu da burada gizlidir aslında.. Öyle birşey ki, kalp ileriye yürümek ister,…
-
Continue reading →: Sanmak…
Sanmak, insanın ruhunu zehirleyen en derin yanılsama… Nilgün Marmara’nın Beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalarca umudu sığdırmaktan yoruldum dediği o eşik… Aslında insanı en çok yoran şey yaşadıkları değil, yaşadıklarıyla hayal ettikleri arasındaki uçurumdur. Kaygılar zihni, gerçekler ise kalbi sıkıştırır. Ve bazen insan en çok da kendi içinde sıkışır. Geriye…
-
Continue reading →: Erken İçin Artık Çok Geç
Dün uzun zamandır görmediğim bir dostum beni ziyarete geldi. Yılların tortusunu mazinin sessiz izlerini birlikte yokladık. Sohbetin bir anında dudaklarından şu cümle döküldü, erken için artık çok geç. İlk bakışta basit bir ifade gibi görünsede bu cümle gün boyu zihnimde yankılandı. Düşüncelerimi bölüp duran bu kısa ama derin anlamlı yüklü…
-
Continue reading →: Rekabetin Gölgesinde Kaybolan İnsanlık
İçinde farklı rollere büründüğüm ortamlardaki keşmekeşliğe bakıyorum. Her şeyin bir yarış haline geldiğini görüyorum. Evlerin büyüklüğünden eşlerin meziyetlerine, arabaların markasından işlerin prestijine kadar her şey kıyaslanıyor. Çocuklar aldıkları ders notları ve başarılarıyla, kıyafetler marka ve fiyatlarıyla, hatta dertler ve hastalıklar bile kimin daha fazla acı çektiği üzerinden bir yarışa dönüştürülüyor. İnsanlar, aslında hiçbir kazanç…
-
Continue reading →: Baki Olanı Ararken…
Bugün 31 Aralık 2024.., Her sabah karanlığında işe giderken biran evvel akşam olmasını diliyorum. Saatler günler aylar hemen geçsin istiyorum. Aslında geçip gitmesini istediğim zaman, ömür sermayesinden harcanan bir kredi. Garip!!! O sermaye harcandığında ise, tüm makamları mevkileri bir kenara bırakacağız…Evlerimiz, arabalarımız, en kıymetlilerimiz bile geride kalacak. Göçüp gideceğiz.Adımız anılmayacak,…
-
Continue reading →: Toksik Liderlik ve Yetenek Yönetimi: Organizasyonel Davranış Perspektifinden Bir Değerlendirme
Yetenekli çalışanı organizasyona kazandırdıktan sonra onları elde tutmak, sürekliliği sağlamak, planlı ve stratejik ilerlemek işletme yönetiminde olmazsa olmazdır. Bu sebeple, kariyerlerini geliştirebilecekleri ve rahat hissedecekleri bir iş ortamı sağlanmalı, kuruma ve çalışanlara uyum sağlamaları amaçlanmalıdır. Kurumda ve çalışanda performansın artış göstermesi, yetenek yönetimi süreci sonucunda gerçekleştiğinden yetenek yönetiminin etkisi çok…
-
Continue reading →: Bilinmeyen Bir Hikâye. — Sayfa 217,
Bir doğum günü daha geçmişti. 17 Aralık… Akşam eve döndüğünde, kızları ve eşi sıcacık bir kutlama yapmıştı ona. Sevgi dolu, samimi bir an. Bu anın değeri tartışılmazdı. Ama yine de insan, istemsizce başkalarının da hatırlayacağını düşünüyordu ya hani… İşte tam da bu beklenti, garip bir his bırakıyordu geride. Sanki bir…
