• Bir doğum günü daha geçmişti. 17 Aralık… Akşam eve döndüğünde, kızları ve eşi sıcacık bir kutlama yapmıştı ona. Sevgi dolu, samimi bir an. Bu anın değeri tartışılmazdı. Ama yine de insan, istemsizce başkalarının da hatırlayacağını düşünüyordu ya hani… İşte tam da bu beklenti, garip bir his bırakıyordu geride. Sanki bir…

    Continue reading →: Bilinmeyen Bir Hikâye.           — Sayfa 217,
  • Yaşıyor Gibi Yapıp

    Yaşıyor gibi yapıp aralarında ölü de gezdim,Söylenmeyen sözlerin gölgesinde gizlendim.Gözlerime bakıp hâlâ umut var sandılar,Oysa kalbimde çoktan kışa teslim olmuş baharlar. Gülümsedim sahte bir bahar gibi,Her an kırılmaya hazır bir dal gibi.Kendime bile anlatamadığım bir hikayeydim,Sonunda ben de kim olduğumu unuttum gibi. Aradığım neydi, kaybettiğim nerede?Yarım kalmış cümleler sustu bir…

    Continue reading →: Yaşıyor Gibi Yapıp
  • Merdivenleri Tırmanırken

    Hayat dediğimiz şey, çoğu zaman sonu gözükmeyen bir merdiven gibidir. Tırmandıkça daha yukarısını, daha fazlasını isteriz. Zirveye çıkma isteği öylesine içimize işler ki çoğu zaman, nereye ve neden tırmandığımızı bile unuturuz. Her adımda biraz daha yüksekte olma çabası, aslında bir tür görünmez rekabettir; bazen başkalarıyla, çoğu zaman kendimizle. Peki, hiç…

    Continue reading →: Merdivenleri Tırmanırken
  • Zamanın Gölgesinde İnsan

    Ne garip bir yolculuktur insanınki; her şey ellerindeymiş gibi başlar, ama sonunda hiçbir şeyin gerçekten kontrolünde olmadığını anlar. Zaman, bir rüzgâr gibi eser, alıp götürür her şeyi. Çocukken uzun gelen günler, büyüdükçe kısalır, sonra bir de bakmışsın, aylar birer nefes, yıllar birer göz kırpması olmuş. Zamanın hızına yetişemediğini fark ettiğinde,…

    Continue reading →: Zamanın Gölgesinde İnsan
  • Direncin Ötesinde Teslimiyet

    Bazen, olmuş olanı sanki hiç olmamış gibi görmeye çalışırız. Olan olmuştur, yaşanmıştır ya da yaşanmaktadır; ancak kabul etmek istemeyiz. Zihnimiz bir direnç duvarı örer. Çünkü yüzleşmek, kabullenmek zor gelir insana. Oysa ki direncin ardında farkında olmadan bizi bekleyen bir teslimiyet ve manevi huzur vardır. Belki de asıl mesele, kendimizi ilahi…

    Continue reading →: Direncin Ötesinde Teslimiyet
  • Çoğu zaman rütbe hiyerarşisinde altta kalanlar, kendilerini büyük bir karmaşa ve içsel çatışmanın ortasında bulurlar. Daha yüksek rütbelilerin gölgesinde kalmak alt rutbedekilerin yaptıkları işlerin değerinin sorgulanmasına ve yeteneklerinin göz ardı edilmesine zemin oluştururken zamanla kişisel özgüveni örseleyen derin bir duyguya dönüşür. Bu, bireylerin hem kendi iç dünyalarında hem de dış…

    Continue reading →: Örselenmiş Küçük Rütbe Sendromu: Kayıp Özsaygının Hikayesi
  • Bir Nefes Fazlası…

    Hep aynı soru Nasılsın? Hep aynı yalan İyiyim işte… Bir ölüden, bir nefes fazlayız sadece..!!!!!Bir nefes fazla almaktan başka ne farkımız var ölülerden? Bir adım atıp bir nefes daha çekiyoruz içimize; ama gerçekten yaşıyor muyuz yoksa birer hayal mi? Hayatın telaşında kaybolmuş ve her gün aynı rutine hapsolmuşken, yaşadığımızı sanmakla…

    Continue reading →: Bir Nefes Fazlası…
  • Sözlerin Ötesinde ki Sessizlik…

    Hayat, çoğu zaman beklemeyi öğretiyor insana. Bir şeylerin geleceği, belirsiz bir vakitte gerçekleşeceği umuduyla sabırlı olmayı… Ancak her bekleyişin içinde gizli bir sessizlik var. Aslına bakarsan bu sessizlik sadece dışarıdan değil, içeriden de büyüyor. İnsana, kendi içindeki fırtınaları susturmayı öğretiyor, çünkü sabır, sadece zamanın geçişi değil, aynı zamanda ruhsal bir…

    Continue reading →: Sözlerin Ötesinde ki Sessizlik…
  • Etrafınıza baktığınızda özellikle sosyal medya dünyasında bir şey hemen gözünüze çarpar. İnsanların oldukları kişiden çok, olmayı arzu ettikleri ya da göstermek istedikleri kişiye dönüstüklerini görürsünüz. Bu platformlarda en çok dikkat çekenlerden biri, aslında zengin olanların fakir edebiyatı yapması ve inançla hiçbir ilgisi olmayanların din üzerine söylev vermesi. Bu durum, sadece…

    Continue reading →: Sahte Vitrinler Arkasında Sosyal Medyanın Çelişkili Dünyası
  • Sanmak Zehiri..

    “Sanmak”, insanın ruhunu zehirleyen derin bir yanılsama.. Çürütüyormuş meğer farkında bile olmadan. Nilgün Marmara’nın “Beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum” dediği o eşik, insana teslimiyetten başka bir seçenek bırakmıyor. Peşine düştüğün haklılıklardan bile vazgeçiyorsun, çünkü anlıyorsun ki bazen bırakmak yani teslimiyet en büyük özgürlükmüş.                               ihdemiralay.com

    Continue reading →: Sanmak Zehiri..

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect