
Zaman nekadar değişirse değişsin, terör değişmeyecektir. Ancak zamanla birlikte kullanılan yöntemler değişecektir. Insanlık var olduğu sürece de var olmaya devam edecektir. Türkiye, yıllardır terörle mücadele vermekte ve mevcut konum itibariyle de vermeye devam edecek gibi görünmektedir. 11 Eylül saldırıları terörün boyutlarını anlama açısından, diğer dünya devletlerinin özellikle de güçlü devletlerin Turkiye’yi anlamasinda empati kurmalarına yardımcı olmuştur. 1960’lardan beri degisik adlar altında terörle mücadele eden Türkiye ise onları en iyi anlayan devletlerden biri durumundadır.
Bir problemin ortadan kaldırılması için kaynağına kadar inmek gerekir. Terörün oluşma sebebleri sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, dini vb. açılardan ele alınıp değerlendirilmeli, sonuçlar bilimsel ortamlarda tartışılmalı ve kalıcı çözüm önerileri üretilerek uygulamaya geçirilmelidir.
Ayrıca terör konusunda uzmanlaşmaya gidilmelidir. Gerek güvenlik kuvvetleri ve gerekse o bolgedeki yöneticiler terör konusunda uzmanlasmalidırlar. Ayrıca sadece teröre yönelik çalışmalar yapan, meydana gelen yada gelebilecek olayları analiz eden ve bu konuda bilimsel çalışmalar yapan strateji merkezleri oluşturulmalıdır.
Terör sorunu, terörün her türlü boyutunun ve terör örgütlerinin tüm özelliklerinin akademik bağlamda ele alınıp irdelenmesi, ilgili tüm kurum ve kuruluşların katılımı ve destek vermesiyle çözülebilir. Ama her şeyden önce, toplum iyi bir eğitimle terör konusunda bilgilendirilmeli hatta bilinclendirilmedir. Teröre karşı toplu bir bilinçlenme söz konusu olduğu takdirde hicbir terör örgütü kaynak ve destekçi bulamayacaktır.
İsmail Hakkı DEMIRALAY

Yorum bırakın