Bir doğum günü daha geçmişti. 17 Aralık…


Akşam eve döndüğünde, kızları ve eşi sıcacık bir kutlama yapmıştı ona. Sevgi dolu, samimi bir an. Bu anın değeri tartışılmazdı. Ama yine de insan, istemsizce başkalarının da hatırlayacağını düşünüyordu ya hani… İşte tam da bu beklenti, garip bir his bırakıyordu geride. Sanki bir fısıldama, birkaç iyi dilek, hepsi bu.


Belki de hayat, bazen kendini anlatmaktan yorulmuş bir hikâye gibi ilerliyordu. Doğum günü dediğin, hatırlanmak demekti; küçücük bir mesaj, bir telefon belki… Ama bazı şeyler, o kadar da gerekli değilmiş demek ki. Her yıl bir yaş daha eklenirken, bazı anlar eksiliyordu sanki. Ya da insan, eksildiğini fark ettiği o günlerde doğum gününün gerçek hediyesini alıyordu.


Bazıları için doğum günü, sessiz bir kabuldü sadece. Bir tarih gelip geçer, bir yaş daha eklenirdi haneye. Herkesin hatırlaması gerekmezdi, hatırlayanların sayısı mutluluğun ölçüsü değildi. Ama yine de, bir günlüğüne de olsa hatırlanmayı beklemek bir suç sayılmazdı. Fakat doğum gününün değerini, kutlama sayısıyla ölçmek ne kadar inandırıcıydı?


Öyle kırılıp dökülecek kadar ince değildi ruhu ama yine de içten içe soruyordu kendine: Varlığı bu kadar mı sessizdi gerçekten? Ya da bedeni gerçekten gereksiz bir kabuk muydu? Her şeye rağmen gülümsedi, devam etti yoluna. Kızlarının gözlerindeki mutluluk yetiyordu ona. Ama insan işte, küçük bir hatırlanma beklentisi yürekte ince bir sızı bırakıyordu.


Bazen düşünüyordu: Belki de bu sakinliği kabul edişi daha sahiciydi. Çünkü bazı mutluluklar gösteriş istemezdi; bazı hatırlanmalar da gürültüye ihtiyaç duymazdı.


Sonuç olarak, ne kırgın ne de tam anlamıyla memnundu. Tam ortasında bir yerdeydi. Varlığının sessizliğini kabul ediyordu. Ama bazı sessizliklerin de hakkı verilse fena olmazdı…

“Bilinmeyen Bir Hikâye.           — Sayfa 217,” için 2 cevap

  1. Yusuf Avatar
    Yusuf

    Geç de olsa çok uzaklardan Mutlu yıllar

    Liked by 1 kişi

    1. ihdemiralay_PhD Avatar

      Çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum.🙏

      Beğen

Yorum bırakın

Ben İsmail..

Koşarken Düştüğüm Yerlere hoş geldiniz.

Hukuk ve İnsan Kaynakları Yönetimi benim uzmanlık alanım. Akademik çalışmalarımda genelde işletme ve örgütsel davranış konularına odaklanıyorum. Bu köşe ise; hem iş yaşamında hem de hayatın akışında edindiğim deneyimleri, gözlemlerimi ve düşüncelerimi paylaştığım özel bir alan. Yazılarımda; yolculuklardan, insan hikâyelerinden ve değişen hayata dair izler bulacaksınız.

Gelip bu yolculuğa ortak olmanız dileğiyle…

Let’s connect